Pokut Yaylaevi

Anlatılması gereken, paylaşılması gereken o kadar çok şey var ki, Karadenizle ilgili, Çamlıhemşinle ve Pokut’la ilgili, yaylaevimiz ile ilgili, bizlerle ilgili.

Karadeniz sahillerinden başlamak gerekir. Başlangıç yeri Karadeniz olması gerekir. Çünkü Karadeniz bölgesi sınırlarına girdiğiniz, Karadenizi görmeye başladığınız andan itibaren birçok şey değişir. Yeşil değişir öncelikle. Renkler değişir. Mat olan, rengini kaybetmiş her şey gerçek rengini bulur. Sesler değişir sonra. Önce teypten, radyodan gelen tulum, kemençe sesi karadenize vardığınız haberini verir, sonra da şen şakrak, cıvıl cıvıl, hatta sinir bozucu derecede rahat insan sesleri gelir kulağınıza. Korkmadan özgürce bağrışan kuş sesleri gelir peşine. Sonra kokular değişir. Size gayet normal gibi gelen pis kokular kaybolur. Temiz havanın kokusu dolar ciğerlerinize. Ardından, serin bir hava teninizi okşar hafifçe. Bir ürperti verir bu size. Isınmak istersiniz, varsa yanınızda sevdiğiniz biraz daha sokulmak, teninin sıcaklığından faydalanmak istersiniz, yoksa kimse yanınızda kollarınızı kavuşturarak kendinize sarılırsınız. Barışırsınız kendinizle, sevdiğinizle.

Sizde de başlar bir değişim. Algıma gücünüz artmıştır, tüm duyularınız harekete geçmiştir çünkü. Normalde sinir bozucu olan şeyler, sizde küçük bir gülümse yaratır. Yanaklarınız al al olur. Dudaklar mosmor. Bol oksijen ve serin hava. Şanslıysanız yağmurlu bir havada girersiniz karadenize. Yüzünüze değen yağmur damlacıkları küçük bir öpücük kondurur. Belki de bir türlü akıtamadığınız, hep içinizde tuttuğunuz gözyaşlarınız olur o yağmur damlacıkları. Üzerinize yapışan ne kadar negatiflik varsa alır götürür hem de.

Yolculuk uzun, kolay değil böylesi bir değişim. Kolay değil bu değişimi göze almak. Bunu göze alabilecek nadir insan vardır. Dolayısı ile bu insanlar özeldir bizim gözümüzde. Yavaş yavaş sindire sindire olur değişim. Öyle de olmalıdır, eksik kalmamalıdır çünkü.

Aslında o kadar güzel yerler var ki karadenizde durmak isteyebileceğiniz ama her biri için ayrı vakit ayırmanız gereken. Hepsini aynı anda görmek, tatmak, dokunmak yanlış olur herhalde.

Bize ulaşmak, yayla evimize ulaşmak, Pokut’a ulaşmak için Çamlıhemşin’e varmak gerekir önce. Rize sınırları içerisinde Karadeniz kıyılarında ilerlerken, Pazar ve Ardeşen ilçesinin arasında kalan Fırtına vadisi boyunca devam eden yolla ulaşılır Çamlıhemşin’e. Tabelalar Ayder yaylasını ve Milli Parkı gösterir. Ünlü Ayder yaylası ile Kaçkar Dağları Milli Parkı Çamlıhemşin sınırları içindedir çünkü. Yolda gördükleriniz içinizi karartmasın sakın. Taş ocakları, yeni yapılaşmalar çağın gerekleri. İnsanoğluna bu kadar karşı koyabilmiştir doğa. Neyse ki kemer köprüler var. Kamburunu çıkarmış yaşlı dedeler gibi. Geçmişi taşır sırtında, geleceği de taşımaya heveslidir.

İlçe merkezi de pek iç açıcı değildir belki ama. İlçenin en önemli noktasıdır. Kaçkar Dağları milli parkına tek giriş kapısı. İki farklı güzergah vardır milli parka biri Ayder’den biri Çat vadisinden. Bu iki vadinin kesişim noktasıdır, durak noktasıdır. Eskiden de vadiden geçen yolcuya sığınak görevi görürdü. İlçe merkezinden sonra iki yol ayrımı çıkar karşınıza, biri aydere, biri de çat vadisine gider. Pokut’a ulaşmak için çat vadisinden devam etmek gerekir.

Bu vadi üzerinde eski taş konakları görebilirsiniz. 100 yıllıktır her biri. El emeği, göz nuru. Her bir taşı tek tek işlenmiş, her bir ahşabında usta eller gezinmiş. Her birinin ayrı hikayesi var, karakteristik özelliklerle birbirinden ayırt edilir. Ama bakmayın dim dik durduğuna, içi kan ağlıyor konakların. Yalnız, mağrur ama gururla dimdik durur ayakta. Bilir çünkü gün gelecek yalnızlığı son bulacak. Bu kadar vefasız olamaz çünkü insanoğlu.

Artık araç değiştirme zamanı geldi. Uzun bir yoldan sonra, daha uzun ve zorlu bi yol daha var önünüzde. Bu yola farklı donanımlarla çıkmakta fayda var. Dünyevi ihtiyaçları bırakmanın zamanı geldi. Teknoloji, çantalar dolusu kıyafetlere gerek yoktur bu yolculukta. Temel gereksinimler yeter. Hatta mal, mülk, rütbe, makam ve benzerlerini de geride bırakın. Herkes eşittir bu yolda. Saati, takvimi de. Zaman kavramını geride bırakın yani.

Artık doğaya daha yakın bir yolculuk başlar. Ağaç dallarına, yapraklarına dokunarak, bulutları, sisi yararak yolculuk başlar. Bunun adı mutluluktur. Bundan daha büyük mutluluk da bu duyguyu en sevdiklerimizle paylaşmaktır. Aileyle, sevdiklerimizle tek vücut olmanın adımları atılır bu yolda. Artık arada sırlar, kavgalar yoktur. Dağlar, orman tüm nimetlerini size sunarken haksızlık sayılır sır saklamak. Hem artık doğayla aynı dili konuşur insanoğlu.

Yolun tehlikeleri, yolun zorluğu, ulaşılan noktayı daha bir anlamlı kılar. Çünkü bu zorlu yolculuğun ardında ulaşılacak nokta cennet gibi bir yerdir. Bulutların üzerinde bir cennet. (umarım bu yazı bu açıdan güncelliğini hep korur. Yani pokut, cennet gibi bir yer olarak kalmayı umarım başarabilir. Direnebilir insanoğluna, teknolojiye, maddiyata, hasete, kıskançlığa.)

Zirveye ulaşılırken her adım, strese ve stresin yarattığı olumsuzluklara karşı mücadelede hazırlık aşamasıdır. Zirveye ulaşmanın hazzı ile çünkü kent yaşamının size hediye ettiği tüm olumsuzlukları geride bırakacaksınız, zırhlanacaksınız. Hedeflenen noktaya yaklaştıkça bu zırh daha da kalınlaşacak.

Sizi önce karadenize ve yaylamıza, sonra da evimize ve ailemize davet ediyoruz.

Devamı var...

Etiketler:

Öne çıkanlar
Yeni yazılar
Archive
Search By Tags
Follow Us
  • Facebook Basic Square
  • Twitter Basic Square
  • Google+ Basic Square

© 2023 by  Pokut Yaylaevi. Proudly created with Wix.com

Bizi arayın:

​90-0530-228-6620; 90-537-387-7496